Skip to content

Mustafa Eraslan

"Başarı sevmekle başlar"

29 Ağustos 2008

Aziz Vatandaşlarım,
Muhterem Kayserililer,

Kıymetli Dava Arkadaşlarım,

Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Bizleri bir kez daha kucaklaştıran Cenab-ı Allah’a şükrediyorum.
Sizlere hitap etmekten dolayı son derece bahtiyarım.
Bugün, bu güzel vatan beldesinde iki çok anlamlı vesile nedeniyle bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Bunlardan birincisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Kocasinan ve Melikgazi İlçe Teşkilatları ile Kadın Kollarımızın da bünyesinde faaliyet göstereceği Kayseri İl Başkanlığı binasının açılışının mutluluğunu paylaşmaktır.
Bu esere imzasını atanlar şüphesiz ki yöremizde çok önemli bir ihtiyacı karşılamışlar, Milliyetçi Harekete gönül verenlerin buluşacakları, heyecanlarını ve fikirlerini paylaşacakları bir mekânı partimize kazandırmışlardır.
Bu itibarla siyasi hareketimize çok önemli yararlar sağlayacağına inandığımız bu binanın yapılmasında büyük katkıları olan başta il başkanımız Süleyman Korkmaz Beyefendi olmak üzere, yönetim kurulundaki arkadaşlarıma ve emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.
Bu tesisle beraber, bu yöredeki kucaklaşmanın, partimize olan yönelişini daha da artıracağını düşünüyorum.
Bizleri bugün bir araya getiren bir başka güzel sebep ise, Kayseri’mizde partimize olan teveccühün bir çığ gibi büyüyerek iftihar edeceğimiz bir toplu katılımın bugün huzurlarınızda gerçekleşiyor olmasıdır.
Yıllardır Kayseri’mizde siyasetin içinde yer almış, ülkemize hizmet için önemli çabalar sarfetmiş, yerel yönetimlerde görev almış çok sayıda muhterem Kayserili vatandaşımın Milliyetçi Hareket Partisi’ne katılmaları bizler için mutluluk kaynağı olmuştur.
Özellikle siyasi tecrübeleri ve yörede saygınlığı ile tebarüz etmiş ve Kayseri’ye önemli eserler kazandırmış Mustafa Eraslan Beyefendi başta olmak üzere, siyasal tercihlerini üç hilalden yana kullanan bütün Kayserili vatandaşlarımı kutluyorum.



Milletle kucaklaşmak için tercih ettiğiniz Milliyetçi Harekete hoş geldiniz diyorum.
Sizlerin birikimlerinizden, tecrübelerinizden, vatan sevginizden, siyasi sorumluluk anlayışınızdan mutlaka istifade edeceğimizi düşünüyorum.
Bu büyük yürüyüşün gönül kervanına katılan arkadaşlarımızın siyasi mücadelemize büyük bir kuvvet katacağına gönülden inanıyorum.
Sizler, ülkemizin bu kritik döneminde, Milliyetçi Hareketi tercih ederek, kavgadan, gerilimden, istismardan uzak duracağınızı göstermiş oldunuz.
Kısır çekişmeler karşısında çarenin; uzlaşma, hoşgörü, diyalog ve samimiyet ile çözüleceğini vurgulamış oldunuz.
Asla kırılmayan çizgisi ile dünyayı ve sorunları Türkçe okuyan kadrolarımıza ve partimize teveccüh gösterdiniz.
Ümidim ve beklentim, bütün vatandaşlarımızın Türkiye’nin gerçeklerine bir an önce vakıf olmaları, çözümün 8-9 Şubat 2009 tarihi itibariyle 40. kuruluş yılını idrak eden Milliyetçi Hareketin kadrolarında olduğunu takdir buyurmalarıdır.
Partimize katılan ve gücümüze güç katan bütün arkadaşlarıma en samimi hissiyatımla şükranlarımı bir kez daha sunuyorum.
Muhterem Kayserili Kardeşlerim,
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Bildiğiniz gibi 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan Genel Seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi, 70 Milletvekili ile TBMM’de temsil edilme imkânı bulmuştur.
Milletimizin bize takdir ettiği bu meclis aritmetiğine elbette ki serzenişte bulunmamız söz konusu olamaz.
Bu durumda, partimize düşen en önemli görev, mevcut sayısal gücümüz oranında ülkemizin temel sorunlarına müdahale etmek ve çözüm yollarını hükümetin önüne koymak olmalıydı.
Bizim de bu bir yılı aşkın süre içinde yaptığımızın özeti budur. Bu ilkeli duruş ve anlayışımız bugün de devam etmektedir.
Türkiye gündemine önceki gün sunduğumuz, kamuoyu ile paylaştığımız dokuz önerimizin çerçevesi de 22 Temmuz seçimlerinden sonra partimizin savunduğu kırılmaz çizginin bir devamıdır.
Türkiye’yi erken genel seçime götüren son yıllardaki süreci hepiniz biliyorsunuz.
Ülkemiz karanlık senaryolar, komplo teorileri, ekonomik sıkıntılar, mahkeme tartışmaları ve istismarlarla çok vakit kaybetmiştir.
Biriken sorunlarla beraber Türkiye’nin gündemi ağırlaştırmıştır.
22 Temmuz Genel Seçimlerinden sonra beklediğiniz huzur, refah ve kalkınma bir türlü gerçekleşmemiştir.
Eğer siyaset kurumu bundan sonra da uzlaşmayı tercih etmez ise yeni ve ağır bir bunalımla karşılaşmamız kaçınılmaz görülmektedir.
Ve elbette ki bundan zarar görecek olan da, aziz millet varlığı, devlet kudreti ve demokratik rejimin işleyişi olacaktır.
Vatandaşlarımızın siyasetçiye olan güveni sarsılacak, demokrasi içinde çözüm beklentileri azalacaktır.
Gelişmeler toplumu sükûnete çağırmaları gereken siyaset aktörlerinin cepheleştirme ve kutuplaştırma inatlarının sürdüğünü göstermektedir.
Bunların yanısıra, kanlı terörden beslenen etnik bölücülük pusuda beklemektedir. Her gün bir yöreden yeni bir şehit haberi yürekleri dağlamaktadır.
Ekonomik göstergeler alarm vermekte, vatandaşımız giderek yoksullaşmaktadır.
Çiftçimiz, esnafımız, memurumuz, işçimiz, küçük sanayicimiz ve emeklimiz zordadır.
Bunlar yetmiyormuş gibi, Türkiye’nin etrafındaki küresel gerginlikler giderek artmaktadır. Irak’taki kardeşlerimizin ateşle imtihanı sürerken, savaş rüzgarları bu kez de Kafkaslarda esmeye başlamıştır.
Muhterem Kayserililer,
Karşımızdaki bu vahim gelişmeleri göz ardı ederek günlerini kısır çekişmelerle geçiren kayıp yılların aktörlerini sizler artık yakından tanıyorsunuz, hepsini çok iyi biliyorsunuz.
İşte, Milliyetçi Hareket Partisi, bu alacakaranlık tablonun içinden, bir çözüm çıkarmaya çalışmakta ve etkili muhalefet yapmaya gayret etmektedir.
Partimiz, Türkiye’nin acil çözüm bekleyen temel meselelerine, 70 vekil ile müdahale etme çabasındadır.
Hepinizin de yakından takip ettiğiniz gibi, etkili ve çözüm gösteren siyasetimizle,
Önce, gerilimlerin başlangıcı olan Cumhurbaşkanı seçiminde yeniden bir tıkanmaya izin veremezdik ve vermedik.
Baş örtüsü konusunun çözümünde tamamen iyi niyetli girişimlerde bulunduk ve ilkeli tutumumuzu gösterdik.
Laik-Dindar ayrımına dayalı kutuplaşmayı durduracak kucaklaşma siyaseti izledik.
Bölücü terörün neden olduğu şehadetlere son vermek üzere Meclisi sınır ötesi tezkere kararı almaya davet ettik ve başardık.
Türklüğe hakareti hoş gören tekliflere, yabancılara toprak satışına, yabancı vakıfların imtiyaz kazanmasına karşı çıktık.
Ve son olarak bildiğiniz gibi, hakkında açılan kapatma davası süresince AKP ile demokrasi içinde mücadeleyi tercih ettik.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin AKP hakkında verdiği kapatılmama kararını yerinde bulduk, destekledik. Seçimle gelenin seçimle gitmesini savunduk.
Biz bir siyasi hareket olarak, bütün siyaset kurumlarının serbestlik içinde olmalarını, ülke için düşündüklerini açıkça söylemelerini isteriz.
Şayet, terör ve bölücülüğe bulaşmamışlarsa, bir siyasi partinin kapatılmasını doğru ve demokratik bir yaklaşım olarak görmeyiz. Böylesi bir durumu asla bir siyasal fırsat olarak değerlendirmeyiz.
Bu hem demokrasiye ve siyasete olan güvenimizin gereğidir. Hem de siyasetimizin şeref ve haysiyet ilkesidir.
Nitekim partimiz de hakkında açılan davanın ardından, iktidar partisine parti kapatmayı değil, siyasetçilerin bireysel sorumluluk almalarını içeren bir öneriyi sunmuştur.
Partimiz, iyi niyetini ve demokrasiye bağlılığını ve kendisine olan güvenini göstermiştir.
Türkiye’nin acil çözüm bekleyen sorunları dururken, kısır tartışmaların geleceğimizi ateşe atmasına izin veremezdik. Vermedik.
Bize gönül vermiş vatandaşlarımızın destekleri ile sorunların üzerine gittik ve Türkiye’nin gerçek gündemle yüzleşmesini sağladık.
Yapay çatışmaları durdurduk ve karşımızdaki tehlikelerin görünmesine yardımcı olduk.
Yıllardır gerginliklerle milletimizin gözünü boyayanların oyunlarını bozduk.
Ağır istismarların ve zihinleri meşgul eden kavgaların nispeten azalmasıyla milletimizin yoksullaştığının, oyalandığının farkına varmasını sağladık.
70 çalışkan gönül adamı ile Milliyetçi Hareketin muhalefette neler yapabileceğini gösterdik.
Ve iftiharla söylemek gerekirse, Türkiye artık her konuda, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ne düşündüğünü, nasıl bir duruş göstereceğini, ne tür bir tavır alacağını merak etmeye başlamıştır.
Bugün Türkiye, önümüzdeki gelişmelere de bağlı olarak yeni bir dönemin arifesindedir.
Türkiye’nin sorunları, bu dönem içinde mutlaka demokrasi içerisinde ve demokratik yöntemlerle aşılmak mecburiyetindedir.
Bunun başka yolu ve çaresi yoktur ve asla aranmamalıdır.
Bizler, bu topraklar üzerinde yüzyıllardır yaşayan, müşterek değerleri ve hedefleri farklılıklarından fazla ve anlamlı olan büyük bir milletin mensuplarıyız.
Bugün üzerinde kara bulutlar gezinen demokrasimizin kök salması, öncelikle bir arada yaşama kültürünün varlığına ve buna ait kuralların yerleşmiş ve diyalog kanallarının açılmış olmasına bağlıdır.
Bu yeni süreçte, siyasetin ahlaki bir temele dayanacağı, ucuz siyaset tacirlerinin artık Türk milletini aldatma imkânı bulamayacağı yeni ve milli bir anlayışın hâkim kılınması temennimizdir.
Bir ahlak ve fazilet rejimi olan demokrasinin, bunca şeyden sonra kök salması ve gelişmesi ancak böyle bir ortamda mümkündür.
Milliyetçi Hareket Partisi 22 Temmuz seçimlerinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görevinde bu esaslara dikkat etmiş, bunun temsiline önem vermiştir.
Partimiz Türkiye’nin bütün meselelerinin güçlü bir iktidarla ve namuslu siyaset kadroları ile ve yüksek vatan sevgisi ile aşılacağına inanmaktadır.
Bir basın toplantısı ile kamuoyuna ve siyaset kurumuna sunduğumuz önerilerin ortak paydası da budur.
Ancak, Milliyetçi Hareketi anlamayanların, anlamak istemeyenlerin, alışkanlıklarını değiştirmeyi düşünmeyenlerin eleştirilerini anlamak ve anlamlandırmak mümkün değildir.
Gelişmeler, bizim önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben ilkemizin, bazı siyasiler için ne kadar anlaşılmaz olduğu ortaya çıkarmıştır.
Yalnızca kendi isimleri üzerinden muhteris siyaset yapanlar için bu faziletli yorumun hiçbir anlam taşımadığı da belli olmuştur.
Biz bu açılımlarımızla, mevcut çatışmacı zihniyetle Türkiye’nin bir yere varamayacağını, uzlaşma kültürünün merkezinde bulunduğu yeni bir siyaset anlayışının şart olduğunu söyledik. Bunun neresi yanlıştır?
Cepheleşmenin önce ülkemize sonra demokrasimize zarar vereceğini öngörerek rejimimize sahip çıkılmasını önerdik. Bunda nasıl bir mahsur vardır?
Kutuplaşmanın son bulması, sağırlar diyalogunun bitmesi için siyasi irtibat ve görüşme kanallarının açılmasını teklif olarak sunduk. Bunda ne gibi bir sakınca görülmektedir?
Ahlak ile siyaset arasındaki kaçınılmaz ilişkinin iyileştirilmesi, şeffaflaştırılması, yolsuzlukların bitirilmesi için Yolsuzlukla Mücadele Kurulu kurulmasını ve dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını önerdik. Bu önerinin neresinde tehlike vardır?
Demokrasilerin vazgeçilmez organı olan siyasi partilerin terör ve bölücülük nedeni haricinde kapatılmasının önüne geçmek için Anayasa Mahkemesinin yetkilerinin düzenlenmesini, Anayasa’nın gözden geçirilmesini milletimizle paylaştık.
Bu demokratik anlayışın mahsurları var mıdır? Muhterem Kayserililer, elbette ki yoktur.
Tekliflerimizden başka anlamlar çıkaranlar, sözlerimizi başka yönlere çekenler iki kutuplu çatışmacı siyaset malzemesinin tükenmesini istemeyenlerdir.
Bunlar için demokrasinin tehlikeye girmesi, Türkiye’nin bunalıma sürüklenmesi, siyasetin seviye kaybetmesi hiç önemli değildir. Yeter ki kayıkçı kavgası devam etsin, gerilimler yaratarak toplumun gerçekleri görmesi engellensin.
Aziz Kayserili Vatandaşlarım,
Her şeye rağmen, Milliyetçi Hareket, şer cephesinin, ihanet odaklarının, gafil siyasetçilerin, politika tacirlerinin itham ve hesaplarına rağmen, milletimizin umudu olarak dimdik ayaktadır ve huzurunuzdadır.
İftiharla söylemek gerekirse, kadrolarımız,
Ülkemizin ağır sorunlarının farkındadır.
Her mesele için kapsamlı çözüm hazırlıkları vardır.
Huzur, refah ve kalkınma için projeleri tamamdır.
Bugün bu birbirinden değerli ve muhterem topluluğun, partimize olan ilgisi ve katılımı bunun en güzel ve en anlamlı delilidir.
Bu heyecanınızı, sandık karşınıza geldiğinde bir siyasal iradeye dönüştüreceğinize yürekten inanıyorum.
Çünkü Türkiye’nin ve Türk milletinin kurtuluşu için başka ümit ve çare kalmamıştır.
Bu süreçte karşımıza çıkarılacak her türlü engeli de sizlerin desteği ve Cenab-ı Allah’ın izniyle mutlaka aşacağız ve mutlaka başaracağız.
Türkiye’mizin bir yıkıma sürüklenmesini önlemek, hepimiz için tarihi ve milli bir görevdir.
Milliyetçi Hareket ve ona gönül veren vatandaşlarım bunun farkında ve bilincindedir.
Gün birleşme günüdür. Gün dayanışma günüdür.
Hepinize kapımız açıktır.
Milliyetçi Hareket memleketimizin her evladını kucaklamaktadır.
Sizlerin de, yalnızca aziz Kayseri topraklarında değil, vatan sathında aynı sevgi ve kaynaşma duygularıyla hareket ederek bütün vatandaşlarımızı, aziz milletimizin bütün evlatlarını kucakladığınıza eminim.
Büyümenin, gelişmenin, kuvvet ve kudret kazanmanın başka da yolu yoktur.
Aynı dili konuşan, aynı mukaddesata inanan ve aynı kültürle yoğrulan kardeşlerimin örnek olacak bir kaynaşmayı göstereceklerine inanıyorum.
Milliyetçi Harekete gönül verenler, demokrasi ve milliyetçiliğin, devlet ile milletin bir bütünün ayrılmaz parçaları olduğuna gönülden inanan ve şerefli geçmişleri buna kefil ve şahit olan Türkiye sevdalılarıdır.
Ne mutlu ki, bugün burada toplanan kardeşlerim heyecanında bu kararlılığı görüyorum.
Bunu yapacak şuur ve inanca sizlerde şahit oluyorum.
Bizlere daha büyük hamleler yapmak için güç veriyorsunuz.
Bizlere milletimize itimadımız yönünde kuvvet veriyorsunuz.
Hepinize şükranlarımı sunuyorum.
Türk milletinin yükselişi uğrunda yolunuz ve bahtınız açık olsun.
Buradan çağrımı tekrarlıyorum;
Gelin kavgadan, kargaşadan medet ummayalım. Yıllardır kutuplaşmaya kucak açanlara artık derslerini verelim.
Daha güzel, daha faziletli, daha adil, daha müreffeh günler sizleri bekliyor.
Türkiye’nin geleceğini el ele ve hep birlikte inşa edelim.
Bu vesile ile bu toplantıya katılan Kayserili vatandaşlarımı, aziz dava arkadaşlarımı bir kere daha en iyi duygularımla selamlıyorum.
Parti binamızı yaptıran teşkilat yöneticilerimizi ve Kayseri’ye sağlık ve kültür alanında birbirinden güzel ve değerli eserleri kazandıran Mustafa Eraslan beyefendiyi tebrik ediyorum.
Eserlerin Kayserimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Aramıza katılan bütün vatandaşlarımıza bir kez daha hoş geldiniz diyor, ayrı ayrı kucaklıyorum.
Bu vesile ile barışmak, kucaklaşmak için fırsat arayan bütün vatandaşlarımı Türkiye ve Türk milleti değerleri etrafında 40 kuruluş yılını kutlamaya hazırlanan Milliyetçi Hareket’te buluşmaya davet ediyorum.
Bu süreçte karşımıza çıkarılacak her türlü engeli, kırk yıllık şerefli geçmişimizde olduğu gibi sizlerin desteği ve Cenab-ı Allah’ın izniyle mutlaka aşacağımıza inanıyorum.
Bütün vatandaşlarımın 30 Ağustos Zafer Bayramını ve Ramazan ayını kutluyorum.
Türk ve İslam âlemine, bu mukaddes günlerin anlamına uygun olarak idrak edilmesi dileklerimle huzur, refah ve esenlikler temenni ediyorum.
Hepinize, en kalbi hissiyatımla sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı

29 Ağustos 2008
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: