Skip to content

Mustafa Eraslan

"Başarı sevmekle başlar"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Partimiz, kaynağı ve gücü ne olursa olsun, nereden ve kimden gelirse gelsin her melaneti, tertibi, saldırıyı yok etmeye hazırdır ve bu konuda büyük bir milli heyecana sahiptir” dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, il teşkilatlarına gönderdiği genelgede, Türkiye’nin çok kritik ve sancılı bir döneminde AK Parti iktidarı tarafından tek taraflı ve uzlaşmadan uzak biçimde hazırlandığını ileri sürdüğü anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edildiğini ifade ederek, “Partimiz, milletimizin referandumla verdiği mesajı almış ve sonuçla ilgili kapsamlı bir analiz sürecini başlatarak; mesajlarını, düşüncelerini, beklentilerini ve nasıl bir Türkiye hedeflediğini milletimize daha iyi anlatabilmek amacıyla tüm karar mekanizmalarını harekete geçirmiştir.

Unutmamak gerekir ki, büyük bir ittifakla çıkması arzulanan ve doğal olanı da bu olan anayasa değişikliklerine muhalefet eden büyük bir toplumsal kitle de varlığını göstermiştir. Bu haliyle, referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin, üzerinde uzlaşılan bir metin olmaktan daha ilk günde uzaklaşıldığı bariz olarak görülmüştür. MHP’nin tüm teşkilatları ve mensupları üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirmiş; ancak buna rağmen eksik kalınan, yetersiz olunan alanların kararlılıkla tespiti ve teşhisi için yoğun bir çalışma dönemine girilmiştir. Vaktinde ya da erken yapılacak Milletvekilliği Genel Seçimi’nin tüm hazırlıkları bir an önce tamamlanacak ve partimiz iktidar yolunda azimle yürüyecektir. Partimizin tercihi olan ‘hayır’ oylarını benimseyen ve destekleyen aziz vatandaşlarıma ve değerli dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Referandumda, anayasa değişiklikleri için ‘evet’ oylarını kullanan tüm vatandaşlarımın verdikleri kararlarının da çok kıymetli olduğuna inanıyorum” dedi.

MHP lideri Bahçeli, Türkiye için kaygılandıkları çok vahim bir sürecin kapılarının ardına kadar açıldığını iddia ederek, “Türkiye’nin içine savrulduğu çok kaygan ve sisli bir süreç daha da tehlikeli bir boyut kazanmıştır.

Anayasa değişikliklerine beklentilerimizin hilafına destek veren irade hiç şüphesiz ki, yaşanacak, telafisi olmayan olumsuz gelişmelerden de sorumluluk ve vebal altına girmiştir. Ayrıca referandum sonuçlarından cesaret ve cüret kazananlar tüm berraklığıyla kendisini göstermeye başlamış; vatanımızın bir bölümündeki okullarda boykot kampanyası başlatılmış, demokratik özerkliği talep eden Demokratik Toplum Kongresi temsilcilerinin Ankara’da en üst düzeyde kabul edileceği de ortaya çıkmıştır. Bu da yetmemiş, Başbakan Erdoğan’ın aklında ve hayalinde olan başkanlık sistemiyle ilgili tartışma başlamış ve ülkemiz tekrar bir karmaşaya doğru itilmiştir. Anlaşılmaktadır ki, parlamenter sistemle kafasındaki hedefe ulaşmada engeller gören bu zihniyet, tek adamlığa ve otoriter bir yönetime davetiye çıkarabilecek bir yönetim yapısını hayata geçirmenin yollarını aramaya şimdiden koyulmuştur.

Türkiye, AKP’nin siyasi hesapları uğruna etnik taleplerdeki ısrar, ideolojik kaygılardaki süreklilik ve hayat arzlarındaki farklılık ekseninde cephelere bölünmüş ve ne yazık ki, çok riskli bir alana hızla girmiştir.

Referanduma gidilen süreçte yaşanan hazin ve dramatik olaylar, daha çok demokrasi ve daha fazla özgürlük parolasıyla milletimizden destek talep eden Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gerçek yüzünü deşifre etmiş, çatışmacı hüviyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Yeri gelince aziz dava arkadaşlarımızın hatıralarını istismar eden, yeri gelince de bölücülükten sabıkalılarla kol kola girmekte bir sakınca görmeyen Başbakan Erdoğan’ın basit siyasi hesapları uğruna girmeyeceği kılık, takmayacağı maske olmadığı, geride kalan referandum sürecinde çok iyi anlaşılmıştır. Bir tarafta anayasa referandumunda ‘hayır’ oyu çıkarsa Avrupa’ya anlatamamaktan dertlenen, diğer tarafta da demokrasi adına 12 Eylül’le hesaplaşmaktan bahseden AKP zihniyetinin ülkemizi hangi bataklığa çektiğini, kafasında ve siyasi ajandasında hangi sinsi hesapları barındırdığını önümüzdeki süreçte daha iyi görmek mümkün olacaktır” ifadelerini kullandı.

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, gizli gündemini meşrulaştırmak adına iktidarının tüm imkanlarını fütursuzca ve utanmadan kullandığını” öne süren Bahçeli, ‘kamu görevlileri, valiler, kaymakamlar, sermaye grupları, sivil toplum kuruluşları, yandaş medya, sanatçılar, sporcular kanalıyla ve kirli bir propaganda yoluyla siyasi faaliyet gösterildiğini savunarak şöyle devam etti:

“Başbakan Erdoğan’ın, referandum sonuçlarının alınmaya başlandığı günün akşamında yaptığı konuşmasında, anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi amacıyla teşekkür ettiği kesimlerle nasıl işbirliği yaptığı da netleşmiş ve ilk ağızdan ikrar edilmiştir. Nitekim okyanus ötesinden AB’ye kadar minnet ve şükran duygularının yansıtılması, anayasa değişikliklerine esasen kimlerin destek verdiğini göstermesi bakımından ibretlik bir vesika olmuştur.

Bilinmelidir ki, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere; iktidar partisinin tüm kadrolarının özellikle MHP’ye gönül veren ve asıl sahibi olan Ülkücülere yönelik siyasi mütecaviz niyetlerinin, akılları çelmek için yapılan alçakça oyunlarının, Ülkücülere kan kustururken ve hakaret ederken şimdi dost görünmeye çalışan münafıkça hamlelerinin amacına ulaşamayacağı açıktır.

Referandum sonucuyla birlikte, partimiz üzerinde yürütülen kara propagandaya ve Ülkücülerin bir bölümünün MHP’ye oy vermediği yönündeki iftiralara hiçbir dava arkadaşımın itibar etmeyeceğine ve bütün parti mensuplarımızın şer ittifakının tezgahını işlemez hale getireceğine AKP çok yakın bir zamanda şahit olacaktır. Bu uğurda değerli teşkilat yöneticilerimizin ve ülkü davasının fedakar temsilcilerinin üstün bir çaba göstereceğinden asla şüphem yoktur. Ülkücünün yeri de, adresi de bellidir ve burası da Cenab-ı Allah’ın izniyle sonsuza kadar MHP’dir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, partimize gönül vermiş değerli arkadaşlarımızı kandırmak maksadıyla kalleşçe yaptığı siyasi propagandadan bir an önce vazgeçmesini şimdilik ihtaren bildirmek isterim. Aksi takdirde MHP’nin mahremiyetine girerek veya el uzatarak; davamıza yönelik tertibat içinde olmalarının, mensupları üzerinde tuzaklar kurmalarının, acı hatıralarımızı istismar ederek duygusal ifadeler marifetiyle siyasal çıkar sağlamalarının bedeli muhatapları için ağır olacaktır. Bu hususta öncelikle Başbakan Erdoğan olmak üzere, tüm AKP yöneticileri birinci dereceden sorumlu ve mesuldürler.”

Bahçeli, partililerin dikkat etmesi gereken hususları ise şöyle sıraladı:

“MHP’ye karşı başlatılan ve asıl amacı belli olan karalama kampanyasının hareket merkezi Adalet ve Kalkınma Partisi’dir ve kumanda odası okyanus ötesindedir. Partimiz Türkiye’nin bölünmesi ve ayrışması karşısında onurluca ve tavizsiz bir şekilde durmaktadır. Yıkım projesinin tüm aktörleri, emellerine ulaşmada Milliyetçi Hareket’i engel olarak görmektedirler.

İmralı canisinin meşru siyasi aktör gibi röportajının bile yayınladığı bir ortamda ve hazırlanacak yeni anayasayla federasyona dönüştürülmesi planlanan aziz ülkemizin biricik teminatı ve son savunma hattı Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Bu itibarla, partimizi köşeye sıkıştırmak, siyasi anlamda güç kaybına uğradığı izlenimini yaygınlaştırmak için yıkım koalisyonu tam mesai faaliyete geçmiştir. Bugünden başlayarak tüm teşkilatlarımız ve mensuplarımız tam bir gönül seferberliği içinde tek başına iktidar hedefine odaklanacak; aramıza sokulmaya çalışılan fitne, nifak girişimlerine karşı uyanık olacaklardır. MHP’yi sürekli olarak bir partinin yanında ya da arkasında gösterme aymazlığı ve densizliği sürekli olarak belli mahfillerden pompalanmaktadır. Bu zamana kadar kimi zaman AKP’nin, kimi zaman da CHP’nin peşine takılmakla itham edilen MHP, hayasız bir iftiranın muhatabı olmuştur. Partimiz 41 yıllık şerefli mazisiyle milletinin emrinde ve hizmetinde olarak, hiçbir siyasi partinin dayanağı, koltuk değneği ya da takipçisi olmamıştır ve asla da böyle bir alçalmanın içinde olmayacaktır.

Partimiz bölücü ve yıkıcı partiler dışındaki tüm siyaset aktörlerine bu zamana kadar olduğu gibi, bundan sonra da eşit mesafede duracak ve hiçbir partiyle uzaklık ya da yakınlık gibi mülahazalar gündeme getirilmeyecek ve de dillendirilmeyecektir. Özellikle Milliyetçi-Ülkücü camiaya yönelik kurgulanan ve çok merkezli yürütülen yeni bir tuzakla karşı karşıya bulunulmaktadır. MHP ile Ülkücüler arasına ekilmeye çalışılan fitne tohumlarının yeşermesi konusunda en başta iktidar partisi tarafından ısrarlı bir propaganda takip edilmektedir.

 Buradaki maksat, Türkiye’nin biricik teminatı ve son kalesi olan Milliyetçi-Ülkücü camiayı ayrıştırmak, zayıflatmak ve iç sorunlarına gömülmüş bir halde etkisiz hale getirmektir. İş güdümlü ve yandaş medya vasıtasıyla, partimizde sorun varmışçasına küstahça haberler yapılmakta, ısmarlama anketlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmakta ve Milliyetçi Hareket için önümüzdeki seçimlerde baraj sorunu olduğu ihanet korosu tarafından seslendirilmektedir. 3 Kasım 2002 Seçimleri öncesi kendisini gösteren MHP’siz siyaset projesi bir kez daha belini

doğrultmuş ve bu defa da yıkım koalisyonu bu ihaleyi almıştır. Ancak dünden ders ve sonuç almış olan partimiz tüm girişimleri püskürtecek ve sonuçsuz bırakacak inanca, kudrete, birikime ve aziz millet desteğine sahiptir. Partimiz, kaynağı ve gücü ne olursa olsun, nereden ve kimden gelirse gelsin her melaneti, tertibi, saldırıyı yok etmeye hazırdır ve bu konuda büyük bir milli heyecana sahiptir. Bu kapsamda, tüm teşkilat mensuplarımız Genel Merkez açıklamaları, çalışmaları, genelgeleri, duyuruları dışında hiç kimsenin ya da kesimin beyanlarına itibar etmeyecektir.”

Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: