Skip to content

Mustafa Eraslan

"Başarı sevmekle başlar"

Milli Birliğin teminatı olan Milliyetçi Hareket Partisini ve Liderini “bertaraf” etmeden yıkım projelerini hayata geçiremeyeceklerini bilen bu işbirlikçiler ve efendileri, anayasa değişikliğiyle bir adım daha yaklaştıklarını zannettikleri emellerine tek bir “ÜLKÜCÜ” kalıncaya kadar ulaşamayacaktır.

Bir referandum düşününki Türkiye’nin bir bölgesindeki seçmenlerin yarısı silah zoruyla! Sandığa getiriliyor, diğer yarısı da silah zoruyla sandığa getirilmiyor ama bunu görmezden gelenler,
Referandum sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, tek merkezden talimat almışcasına hep bir ağızdan, (sanki evet veya hayır oyu kullananlar siyasi parti tercihlerini de ifade etmişler ve bu tercihleri de bir tasnife tabi tutulmuş gibi) kehanetlerde bulunarak yeni bir toplum mühendisliğine soyunmuşlardır.
Bölücülerin ve AKP’nin avukatlığına soyunmuş, eski tüfek solcu, dönme ve devşirmelerin tekmili birden, referandumun tek mağlubu Milliyetçi Hareket Partisi’ dir diyerek, ilk kez 2002 seçimlerinden önce, daha sonra da, CHP’de yaşanan kaset skandalının hemen akabinde dillendirdikleri,  “Bahçelisiz MHP ve MHP’siz Türkiye” şeklinde bir  “Psikolojik Harekat’ı” başlatmışlardır.
MHP Genel Başkanı Sn Devlet Bahçeli’nin yoğun kampanya dönemi boyunca, gerek mitinglerde ve gerekse Televizyon konuşmalarında, ısrarla dikkat çektiği, Milletimize kurulan tuzaklar ve AKP’nin gizli gündemi konularındaki öngörülerinin, referandumun üzerinden iki gün geçmeden, birer birer ortaya çıkması, yıkım projesinin işbirlikçilerini rahatsız etmiştir.
Yıkım Projesinin mimarı Başbakanın, parlamenter rejimin yerine, gönlünde yaşattığı! Başkanlık sistemini tartışmaya açtığı aynı günlerde, yıkımın diğer yakasındaki bölücülerin, koro halinde Demokratik özerklikten bahsetmeleri, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sn Devlet Bahçeli’nin endişelerinde ne denli haklı olduğunun tescilidir.

(PKK terör örgütünün, süresi 20 Eylül de sona erecek, eylemsizlik kararına bir haftadan az bir süre kaldığı için sıkışan Başbakan’ın başkanlık sistemini tartışmaya açması, İmralı ve Kandil’e verilen örtülü bir mesaj olarak değerlendirilmelidir.)
Yaptıkları her türlü provokatif eylemlere rağmen, Sn Bahçeli’nin engin sağduyusu ve Vatan Sevgisi sayesinde, Ülkücüleri bir kardeş kavgasının tarafı haline getiremeyenler, Bursa-İnegöl ve Hatay-Dörtyol’da yaptıkları provalara karşılık bulamayanlar, bölünmenin önündeki en büyük engel olarak gördükleri Milliyetçi Hareket Partisine ve Liderine karşı Şerefsiz bir kampanyayı başlatmışlardır.
Bahçelisiz bir MHP ve MHP’siz bir Türkiye hayaline kapılan bu zavallıların bilmesi gerekir ki; “Bu kampanyanız, yüreği vatan sevgisiyle atan ve en az sizin kadar zeki olan MHP’li   ülkücüleri daha da birleştirecek, milli birliğin ve üniter yapının korunması konusundaki hassasiyetlerini daha da büyütecektir“.
Milli Birliğin teminatı olan Milliyetçi Hareket Partisini ve Liderini “bertaraf” etmeden yıkım projelerini hayata geçiremeyeceklerini bilen bu işbirlikçiler ve efendileri, anayasa değişikliğiyle bir adım daha yaklaştıklarını zannettikleri emellerine tek bir “ÜLKÜCÜ” kalıncaya kadar ulaşamayacaktır.
Ülkücülere düşen, 8 yıllık AKP döneminin, yolsuzluk, yoksulluk, yalan ve talanlarını, bölünmeye yol açacak adımlarını Milletimize en iyi şekilde bıkmadan usanmadan anlatmak ve ilk seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisini iktidara taşımaktır. Bu Ülkücülerin Tarihe ve Gelecek Nesillere karşı en büyük mesuliyetidir.
Bu çerçeve de herkes şunu iyi bilsin ki; “Ne Başımızı veririz ne de Başımızı eğeriz, Konu Türkiye’nin Bölünmesi, Birliğinin ve Dirliğinin bozulması ise Ülkücüler olarak son sözü biz söyleriz, Bölemeyeceksiniz, Böldürmeyeceğiz”…
Sadir DURMAZ/Ortadoğu
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: