Skip to content

Mustafa Eraslan

"Başarı sevmekle başlar"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ”MHP, Başbakan’ın direnmesi nedeniyle 2011 yılında yapılacağı anlaşılan milletvekili genel seçimleri sürecini ve kampanyasını 1 Ekim 2010 tarihinde başlatmayı kararlaştırmıştır” dedi.

Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve il başkanları ile düzenlenen toplantılarla ilgili basın açıklaması yaptı.

Bahçeli, açıklamasında MHP Başkanlık Divanının 20 Eylülde yaptığı toplantıda halk oylaması sonuçlarını bütün yönleriyle değerlendirmek amacıyla bir komisyon kurulduğunu, komisyonun çalışmalarını tamamladığını belirtti.

Komisyonun alınan sonuçları bütün unsurlarıyla inceleyen raporunu tarafına sunduğunu, MHP il başkanlarının da kendi illerine ilişkin halk oylaması sonucu raporlarını Genel Merkez’e ilettiklerini aktaran Bahçeli, bugün MHP il başkanları ve Merkez Yönetim Kurulu’nun ayrı ayrı yapılan toplantılarında da referandum süreci, sonuçları ve MHP’nin benimseyeceği tutum ve izleyeceği yol haritasının ele alındığını ifade etti.

Bu kapsamlı değerlendirmeler ışığında bazı hususların millete duyurulmasının kararlaştırıldığını belirten Bahçeli’nin açıklamasının tam metni şu şekilde: 


Milliyetçi Hareket Partisi Başkanlık Divanı 20 Eylül 2010 günü yaptığı toplantıda halkoylaması sonuçlarını bütün yönleriyle değerlendirmek amacıyla bir komisyon kurmuştur.

Komisyon çalışmalarını tamamlamış ve halkoylaması sürecini ve alınan sonuçları bütün unsurlarıyla inceleyen raporunu Genel Başkanlık makamına sunmuştur.
Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanları da kendi illerine ilişkin halkoylaması sonucu raporlarını Genel Merkez’e iletmişlerdir.
25 Eylül 2010 tarihinde MHP İl Başkanları ve Merkez Yönetim Kurulu’nun ayrı ayrı yapılan toplantılarında da referandum süreci, sonuçları ve önümüzdeki kritik dönemde Milliyetçi Hareket Partisi’nin benimseyeceği tutum ve izleyeceği yol haritası ele alınmıştır.
Bu kapsamlı değerlendirmeler ışığında aşağıdaki hususların aziz milletimize duyurulması kararlaştırılmıştır.
1. Devlet imkanları ve kaynaklarının, hukuk ve ahlak dışı bütün yol ve yöntemlerin acımasızca kullanıldığı referandum süreci devlet vesayeti altında cereyan etmiştir.
Bu süreçte bütün değerler istismar edilmiş, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü yıkacak vaatlerde bulunulmuş ve bu konuda oluşan “gökkuşağı koalisyonu” ve yandaş basın desteğiyle milli irade yönlendirilmiştir.
2. Milliyetçi Hareket Partisi, Anayasa değişikliğinin gerisinde yatan gizli niyet, hesap ve gündemleri aziz milletimizin dikkatine getirmiş ve kısıtlı imkanlarla bu kampanyayı başarıyla yürütmüştür.
3. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen yaklaşık 16 milyon vatandaşımızın önümüzdeki dönemde Türkiye’yi bekleyen tehlikelerin, tehdit ve tuzakların şuuru içinde hayır oyu vermesi başlı başına çok olumlu bir gelişme olmuştur.
Halkoylamasında çeşitli unsurların etkisiyle evet oyu kullanan vatandaşlarımızın çok önemli bir bölümünün de milli konularda aynı hassasiyeti paylaştıkları tartışma götürmez bir gerçektir.
Önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmeler AKP’nin gizli gündemlerinin daha iyi anlaşılmasına ve Türkiye’nin milli birliğini ve varlığını hedef alan hain hesapların daha açık olarak görülmesine imkan sağlayacaktır.
Milliyetçi Hareket partisi bu milli şuuru Türkiye’nin geleceğinin teminatı olarak görmektedir.
4. Başbakan ve AKP’nin 12 Eylül 2010 Anayasa değişikliği halkoylamasına ilişkin birinci gizli gündeminin, PKK açılımının önünü açmak, bunun Anayasal altyapısını hazırlamak ve bu yoldaki anayasal engelleri bertaraf etmek olduğu halkoylaması sonrası yaşanan gelişmelerle doğrulanmıştır.
Bu gizli hesap ve niyetleri doğru teşhis eden Milliyetçi Hareket Partisi ne yazık ki haklı çıkmıştır.
Bu çerçevede;
– Referandum sürecinde İmralı canisi ile sözde ateşkes için görüşme ve pazarlık yapıldığı,
– Teröristbaşı ile başlatılan bu süreçte PKK’nın taleplerinin önümüzdeki dönemde kapsamlı Anayasa değişikliği vasıtasıyla karşılanmasının yol ve yöntemlerinin ele alındığı,
– PKK’nın 20 Eylül’de sona eren sözde ateşkesinin kendi ifadeleriyle “İmralı ile pazarlık sürecinde yaşanan gelişmeler ve yeni durumlar” göz önüne alınarak uzatıldığı, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.
Başbakan Erdoğan’ın 3 Eylül 2010 Diyarbakır mitinginde “Bakınız şimdi bu Anayasa değişikliğiyle her şey bitmiyor, 2011 seçimlerinden sonra daha geniş tabanlı bir Anayasa’nın temellerini atıyoruz, şimdi kapıyı açıyoruz” sözlerinin gerçek anlamı şimdi daha iyi anlaşılmıştır.
Bu sözlerle PKK’ya vadeli çek veren Başbakan’ın halkoylaması sonrası PKK açılımını ilerleteceği, bu kapsamda PKK’nın taleplerinin yeni Anayasa ile karşılanacağı artık ortaya çıkmıştır.
Başbakan’a bağlı görevlilerin İmralı canisi ile temaslarının yanı sıra AKP hükümetinin iki Bakanı’nın PKK’nın sözcüsü parti temsilcileriyle 23 Eylül 2010 günü TBMM’de Başbakan’ın makam odasından Başbakan adına yaptıkları bu ilk görüşme bunun somut bir işaretidir.
PKK açılımını ilerletmeye kararlı görünen ve 12 Eylül Anayasa referandumu sonuçlarından cesaret alan Başbakan Erdoğan Türkiye’yi çok tehlikeli sonuçları olacak karanlık bir sürece sürüklemektedir.
Bu vahim gelişmeleri yakından izleyen Milliyetçi Hareket Türkiye’nin milli birliğini ve devletin kuruluş ilkelerini yıkmayı amaçlayan bu sürece her şart altında karşı çıkmayı sürdürecek, Türkiye’nin milli varlığını hedef alan bu hain suikasti mutlaka boşa çıkaracaktır.
5. 12 Eylül 2010 halkoylamasının ilk sonuçları dahi alınmadan aynı akşam AKP yandaşı televizyonların ve PKK açılımında AKP’ye koltuk değneği olan bazı gazeteci ve yorumcuların MHP’yi hedef alan karalama kampanyası başlatmaları bu bakımından tesadüf sayılamayacaktır.
MHP’nin tabanının kaydığı, kalelerinin düştüğü ve halkoylamasının en büyük mağlubu olduğu yolundaki bu maksatlı kampanyanın amacının MHP’nin tasfiyesi ve marjinal hale getirilmesi olduğu ortadadır.
MHP’nin hedef alınmasının nedeni Başbakan’ın PKK açılımının ilerletilmesinin önündeki en büyük milli direnç kalesi olmasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin tasfiyesinin MHP’nin tasfiyesinden geçtiğini hesap eden bu çevreler, bu nedenle bu senaryoyu uygulamaya koymuşlardır.
Bu kampanyanın sözcülerinin 1 Ağustos 2009 tarihinde Anakara’da Polis Kolejinde İçişleri Bakanı’nın başkanlığında yapılan toplantıda PKK açılımı çerçevesinde Türkiye için en uygun bölünme modelleri tartışmalarında boy gösteren şahıslar olması bu bakımdan yadırganmayacaktır.
MHP tasfiye olmadan PKK’nın taleplerini karşılanacağı bir sürecin sonuç alamayacağını çok iyi bilen bu odaklar bunun için MHP’yi hedef alan bu senaryonun faal militanlığına soyunmuştur.
6. Ancak çok iyi bilinmelidir ki bu saldırı ve kampanyaların milli vicdanın sesi ve Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün temel harcı ve sigortası olan Milliyetçi Hareket Partisini etkilemesi mümkün değildir.
Bu kale teslim alınamayacaktır. Bunu bekleyen ve ümit edenler hüsrana uğrayacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi önümüzdeki karanlık dönemde büyük bir aile olan Büyük Türk Milletinin milli birliğinin temellerinin sarsılmasına, Türkiye’nin etnik temelde ayrışma, çatışma ve bölünme sürecine mahkum edilmesine hiçbir şart altında izin ve geçit vermeyecektir.
Milliyetçi Hareket Türk Milletinin birliğini, bin yıllık kardeşliğini, huzurunu ve güvenliğini korumak için önümüzdeki dönemde sarsılmaz bir irade ile fütur getirmeden üzerine düşen görevi yapmaya azimli ve kararlıdır.
7. 12 Eylül halkoylaması sonuçları alındıktan hemen sonra erken seçim çağrısı yapan Milliyetçi Hareket Partisi, Başbakan’ın direnmesi nedeniyle 2011 yılında yapılacağı anlaşılan Milletvekili genel seçimleri sürecini ve kampanyasını 1 Ekim 2010 tarihinde başlatmayı kararlaştırmıştır.
Bütün kadrolarımız 1 Ekim 2010’dan itibaren Türkiye’yi adım adım dolaşacaklar ve aziz milletimizle iç içe ve omuz omuza olacaklardır.
8. Bugün yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısında Milliyetçi Hareket Partisi’nin 2011 milletvekilliği seçimleri beyannamesinin ve seçim stratejisine ilişkin temel belgelerin hazırlanmasına başlanması da kararlaştırılmıştır.
Bu amaçla MHP Araştırma ve Geliştirme Başkanlığı koordinatörlüğünde çalışma grupları oluşturulması karara bağlanmıştır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: